Haber Aramızda | Samsun Haberleri

Bahçeli Samsun’da Konuştu

Bahçeli Samsun’da Konuştu
4 views
21 Kasım 2022 - 1:50

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Samsun’da gerçekleştirilen mitingde partililere seslendi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Samsun Cumhuriyet Meydanında düzenlenen “2023’e Doğru: Aday Belli, Karar Net” mitinginde vatandaşlara seslendi. Mitinge Samsun’un yanı sıra Ordu, Sinop, Giresun ve Kastamonu’dan da partililer katıldı.

 

MHP Lideri Bahçeli Samsun’da düzenlenen “2023’e Doğru: Aday Belli, Karar Net” mitinginde özellikle Samsun’un önemine vurgu yaparken 6’lı masayı da eleştirmeyi unutmadı. Sınır ötesi operasyon, 2023 seçimleri, Millet İttifakı’nın tutumu ve terör konularına değinen MHP Lideri Bahçeli, Samsun’da yaptığı konuşmasında şunları söyledi;

Samsun kurtuluşumuzun meşalesi, devletimizin medarı iftiharıdır. Samsun Türkiye Cumhuriyeti’nin tertemiz mayası, Türk milletinin yüz akıdır. Bugün değeri çok daha iyi anlaşılan bir mücadelenin kahramanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah ve dava arkadaşlarının aziz hatırasını saygı ve şükran duygularımla anıyorum. Tarih boyunca Türklüğü yaşatmak uğruna hayatlarını feda eden aziz ecdadımızı; bölücü terörle mücadele ederken şehit düşen kahraman güvenlik güçlerimizi rahmet ve minnet duygularımla yâd ediyorum.

 

Bugün Cumhuriyet’e giden yolun ilk adımının atıldığı, ilk harcının karıldığı, Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımının çakıldığı Samsun’dayız, tarihin ve milletin huzurundayız. Bu muhteşem manzara, Türkiye’nin şahlanışıdır. Bu muhteşem manzara, Türkiye sevdalılarının dünyaya meydan okuyuşudur. Buradan, şahidi olduğum duygu seli karşısında bahtiyarlıkla açıklıyorum ki;

Milliyetçi-Ülkücü Hareket ile Cumhur İttifakı,

√ Türk milletinin geleceğini kurmak,

√ Türk Devletinin geleceğini kurtarmak,

√ Ve mazlum milletlere kılavuzluk etmek için dün olduğu gibi bugün de, yarın da göreve hazırdır.

 

Samsun’dan yükselen milli ses Türkiye’nin yükseliş umudu olacaktır. Samsun’dan yükselen ses, yeni bir Ergenekon gibi kudretli yürüyüşü simgeleyecektir. Samsun’dan yükselen ses, tıpkı Atatürk’ün yaptığı gibi her alanda bir diriliş müjdesi olacaktır. 19 Mayıs 1919, Türk milletinin kendisine biçilmiş kefeni yırtarak tarihi yeniden yazdığı bir dönemin başlangıcıdır. Milli Mücadele süreci, millet sevgisinin, milli aklın, devleşmiş imanın ve en önemlisi gıpta edilecek bir sabrın sınandığı milliyetçiliğin yol haritasıdır.

 

14 Mayıs 1919 günü, Nişantaşı’ndaki Sadaret Konağı’ndan ayrıldıktan hemen sonra, Teşvikiye’ye doğru hızlı adımlarla ilerlerken, beraberindeki Genelkurmay Başkanı Cevad Paşa, Mustafa Kemal Paşa’ya samimi bir lisanla şu soruyu sormuştu: “Bir şey mi yapacaksın Kemal?” O ise şöyle cevap vermişti: “Evet Paşam, bir şey yapacağım!” O bir şeyden istiklalin güneşi doğdu. O bir şeyden milli devlet doğruldu. 19 Mayıs 1919’da umutsuzluğun koyu sisi dağıtıldı. Teslimiyetçiliğin ölü toprağı cesaretle kaldırıldı. Milli bağımsızlığın adımları, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atıldı. Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas, Ankara, İnönü, Sakarya, Afyonkarahisar, Dumlupınar ve İzmir etaplarından sonra düşman bereketli topraklarımızdan sökülüp çıkarıldı. Tam bağımsızlığımız şehit kanlarıyla kesinleşti. Ebedi kardeşliğimiz muhabbet ve hürmetle kenetlendi. Milli varlığımız ve milli değerlerimiz faziletle kemikleşti. Milli dayanışma ve huzurumuz fedakarlıkla keskinleşti.

 

Türk milleti tarih boyunca zilleti reddetti. Türk milleti var olduğu müddetçe esareti elinin tersiyle itti. Samsun’a çıkış, 29 Ekim 1923’ün, yani Cumhuriyet’in kuruluşunun müstesna iradesiydi. Şu günkü zaman aralığında, bu iradeye kilit vuramayacaklar. Bu iradeye ambargo koyamayacaklar. Güvence Samsun Cumhuriyet Meydanı’ndaki muazzam dirayettir. Güvence aziz Türk milletinin kahramanlık itibarıdır. Aynı zamanda 19 Mayıs 1919, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünün de karar ve hareket merkezidir.

 

Bugün, karşımızdaki şartlar, 1919 tarihindeki küresel dayatmalarla az ya da çok benzerlikler taşımaktadır. Türk milleti Lozan öncesine döndürülmek, Sevr şartları birer birer önümüze getirilmek istenmektedir. Dışarıda taviz, teslimiyet, tutarsızlık ve ilkesizlik türbülansına kapılan, İçerde ise yalan, talan, yağma, istismar ve inkar politikalarına bel bağlayan muhalefet partileri ve onların medyaya, iş dünyasına, akademi hayatına, sivil toplum kuruluşlarına kadar uzanmış ayakları Türkiye’nin karşı cephesinde toplanmışlardır. Ancak milli ilerleyişimizi durdurmaya da takatleri yetmeyecektir.

 

Lider Ülke Türkiye hedefinin nişanesi olan Türk ve Türkiye yüzyılı vizyonu yayından çıkmış ok gibidir, menziline doğru süratle ilerlemektedir.

 

Samsun’un bu duruşu, milletimizin bu hissiyatı var olduğu müddetçe Türkiye Cumhuriyeti sonsuzluğun ufkunda kutup yıldızı gibi parlayacaktır. 2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerine az bir süre kala zillet ittifakının adayı hala ortada yoktur.

 

Kazanacak aday polemiği zillet partilerini birbirine düşürmüştür. Bu yıl içinde sırayla kurdukları eğri bacaklı masalarda 8 kez toplanmışlar, velakin bir arpa boyu mesafe alamamışlardır. Elbette bu husus kendilerinin bileceği bir konudur. Esasen içine düştükleri buhranın bizi alakadar eden veya edecek bir tarafı da yoktur.

 

Ancak Türkiye’mizin istikbalini risk ve tehlikeye atacak sakıncalı ilişkileri, sarsak irtibatları ve sancılı ünsiyetleri olduğundan dolayı zillet ittifakının kundura derisinden yapılmış maskesini indirmek de bizim için milli bir görevdir.

 

Tek bildikleri, tek söyledikleri “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”e geri dönme planlarıdır. Bunun dışında ne bir projeden, ne takdire layık bir hedeften, ne de sadra şifa politik ve ekonomik bir tekliften bahsettiklerini duyan, gören, şahit olan çıkmamıştır.

 

6+1 formatında kurulmuş masada vatan ve millet sevgisinin kırıntısı yoktur. Gelecekle ilgili en küçük hazırlıkları söz konusu değildir. Her birisinin gizli ajandası, bununla mündemiç farklı Cumhurbaşkanı adayları vardır ve karşımızdadır.

 

Birbiriyle anlaşamayan, birbiriyle çatışıp çelişen, birbirinin kuyusunu kazıp masadan kalkmak için fırsat kollayan partilerin ortak akla sahip olduğunu ileri sürmek temelsiz bir uydurmadır. Böylesi kriz ve karmaşaya sapmış ucube zihniyetlere Türkiye’nin emaneti düşünülemeyecektir.

 

Sadece yapılanı yıkmak, eskiyi tekrar inşa etmek amacıyla bir araya gelmiş, çıkarları dışında hiçbir şeyi gözetmeyen partilere güven duyulur mu? İtibar edilir mi? Ruhsat verilir mi? Tamam denir mi? Zillet ittifakı kukladır, kuklacı ise Türkiye düşmanlarıdır. Zillet ittifakı, milletin hassas değerleri ile oynayarak, devletin temel kurumları ile çatışarak çıkmaz bir siyaset yolunu seçmiştir.

 

En başta CHP çok tehlikeli, sonuçları ağır olacak bir yanlışın içine sürüklenmiştir. Zillet ittifakı karanlık bir projedir, proje sahibi ise her fırsatta Türkiye’ye saldıran yerli ve yabancı mihraklardan teşekkül etmiş yıkım lobisidir.

 

Cumhur İttifakı’na kumar masası diyenlerin aklına ve ahlakına şaşarım, çünkü asıl kumar masası, asıl ihanet masası bellidir, 6+1 sayıda partinin oturduğu masayı altından üstüne inceleyen herkes neyin ne olduğunu, hangi emellerin havi olup hâkimiyet kurduğunu çok açık görecektir.

 

Türkiye Cumhuriyeti masada kurulmadı, zulmet faillerinin ayaklarına tutunduğu masaya da bırakılmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’ni tarih sahnesine çıkartan soylu irade cumhurun bizatihi kendi iradesidir, bu iradenin kifayeti ve künhü masalar değil zafer meydanlarıdır.

 

Tezgâh altı siyasi ilişkilerle milli geleceğimize ipotek koymayı heves edenlerin, bu heveslerini kursaklarında bırakmaya söz verdik, yemin ettik. Onlar varsın birbiriyle oynayıp günbegün oyalanıp dursunlar. Cumhurbaşkanı adayı o mu olsun, bu mu olsun diye masalara yüz sürsünler. Keyifleri yetene kadar yedi düvelle güç birliği yapsınlar. Cumhur İttifakı tarihine bakacak, hizmetine bakacak, çalışmaya bakacak, milletine bakacak, ülkesine bakacak, büyük işler başarmaya bakacak, küresel güç Türkiye’nin mimarbaşılığı nasıl olurmuş cümle aleme ispatlayacaktır.

 

Bulanık suda balık avlama merakında değiliz. Belirsizliğin rotasını takip etme anlayışında değiliz. Makam, mevki, servet, şöhret devşirme arayışında hiç değiliz. “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” kavrayış ve kararıyla hamle üstüne hamle yapma amacındayız. Canımızdan aziz bildiğimiz milletimizi, candan ileri saydığımız vatanımızı, canımızın cananı gördüğümüz devletimizi dünya durdukça yaşatma ve yükseltme çabasındayız.

 

Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümünü cumhurun zaferiyle taçlandırmanın gayesindeyiz. Bu haklı ve tarihi mücadelemizde yol haritamız bellidir. Türk ve Türkiye yüzyılına milli birlik ve kardeşlik şuuruyla ulaşmanın azmindeyiz. 2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerini Türk milletinin karar anı, Türk tarihinin yol ağzı, Cumhuriyet’in yeni yüzyılla demokratik sözleşmesi olarak değerlendiriyoruz.

 

Seçimlere giden süreçte adayımız belli, kararımız nettir. Karar verdik, mutlaka tatbik ve takip edeceğiz. Cumhur İttifakı olarak beraberliğimizi sonuna kadar koruyacağız. Hiçbir gevşemeye, suizanna, gönül kırgınlığına müsaade etmeyeceğiz. Seçime kadar değil Türkiye yüzyılının çatısını el birliğiyle öresiye kadar, aziz milletimizi medeniyetler ve milletler mücadelesinde üst lige taşıyana kadar biriz, diriyiz, birlikte cumhurun ruh kökü, Cumhuriyet’in sarsılmaz güvencesiyiz.

 

Diyorum ki, Cumhur İttifakı Türkiye’dir. Cumhur İttifakı pazarlıksız, aracısız, hesapsız, hilafsız, hilesiz vatan türbedarı, Türk milletinin has bahçesidir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

 

Birinci hedefimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci döneminde de çok yüksek bir oy oranıyla seçilmesi, başarılı çalışmalarına ara vermeden devam etmesidir.

 

İkinci hedefimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin milletvekili sayısıyla siyasal destek seviyesini ençoklaştırmak, yıllardır layık olduğumuz hakkımızı milli iradenin oluruyla almaktır. Nihai arzumuz, Cumhur İttifakı’nın TBMM’de çok güçlü bir temsil imkanına kavuşmasıdır.

 

Türkiye’mize geniş katılımlı, kapsayıcı, demokratik nitelikli, milletimizin özlemlerini yansıtan, devlet ve millet dengesini titizlikle kuran bir anayasa kazandırabilmek için Cumhur İttifakı olarak TBMM’de nitelikli çoğunluğa ulaşmamız mecburiyet, parlak bir gelecek için de mükellefiyettir. Bunu birlikte yapacağız, elbette başaracağız.

 

Önemle altını çiziyorum; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birinci beş yıllık dönemi muazzam icraat ve atılımların hayalden gerçeğe dönüşmesine sahne olmuştur. Türkiye aradığı demokratik enerjiyi bu yeni sistemde bulmuştur. Türk milleti tarihiyle, kültürüyle, kimliğiyle, sosyolojisiyle uyumlu muazzam bir yönetim sistemini tercih etmiş, Türkiye Cumhuriyeti geçmişle geleceği buluşturan dinamik bir kulvara geçmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, tek adam yönetimi diyenler yalancıdır, yozlaşmanın çukurundadır.

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne istibdat, şahsım rejimi diyenler, utanmadan, sıkılmadan diktatörlük lekesi sürenler on numara müfteridir. Türkiye, siyasi müflislerin havsalasının dahi alamayacağı bir seviyeye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle tırmanmıştır. Hakikat gün gibi ortadadır. Bu hükümet modelinin dünyada hiçbir yönetim sistemine benzemediğini ileri sürenlere, 1921’de aynı minvalde eleştirilere maruz kalan Gazi Mustafa Kemal’in sözüyle cevap veriyorum:

“Biz bize benziyoruz. Biz kendi benliğimiz içinde ve kendi mizaç ve tabiatımızla terakki ediyoruz ve edeceğiz inşallah.”

 

Bize benzemeyenlerin, yani Türk milletinin hasletlerine ileri ölçüde yabancılık çekenlerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı gelmesi onların ayıbı, onların arızası, onların açmazı, onların vebalidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni hazırlayan Cumhur İttifakı, kabul edip onaylayan aziz Türk milletidir. Millet ne diyorsa boynumuzun kıldan incedir.

 

Milletin seçimini karalayanlar demokrasiyi ağızlarına alamaz, adaleti diline dolayamaz, ahlaktan da bahis açamaz. Haydi yaptılar diyelim, o zamanda sahtekar olmaktan asla kurtulamazlar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte; ülkemiz dış politikada altın yıllarını yaşamaya başlamıştır. Siyasi ve ekonomik ablukalara cesurca karşı durulmuştur.

 

Ortadoğu’da, Uzak Doğu’da, Kafkaslar’da, Orta Asya’da, Afrika’da, Balkanlar’da, Ege ve Doğu Akdeniz’de söz geçiren, söz dinleten, egemenlik haklarından bir milim taviz vermeyen bir Türkiye gerçeği ortaya çıkmıştır. Otobanlar, kara ve demir yolları, havalimanları, köprüler, tüneller, tüp geçitler yapılmış, ülkemiz dev bir şantiyeye dönüşmüştür.

 

Dünyayı mahvı perişan eden salgınla en tesirli mücadeleyi Türkiye yapmış, insan onuru, insan ve toplum sağlığı esas alınmıştır. Dar ve sabit gelirli insanlarımızın enflasyon canavarına ezdirilmemesi amacıyla transfer harcamaları, mali ve sosyal destekler artan ölçeklerde sağlanmıştır.

 

Türkiye’de hiç kimse aç ve açıkta bırakılmamıştır. Türk Devletleri Teşkilatı kurularak Türk Birliği’nin ümitleri yeşermiştir. Kızılelma ülküsü etrafında tam bir kucaklaşma yaşanmıştır. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta iki tarafla aynı anda görüşen, barışın ve kalıcı çözümün müdafisi tek ülke Türkiye olmuştur. İstanbul Anlaşmasıyla Karadeniz Tahıl Koridoru açılmış, mağdur ve mazlum toplumlara el uzatılmış, vicdan seferberliğine köprü inşa edilmiştir. Bu kapsamda doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen siyasi bir irade tecelli ve temerküz etmiştir.

 

Başkent Ankara vizyonuyla dünyayı Türkçe okuma kararlılığı kuvveden fiile geçmiştir. İhtilafları törpüleyen, işgallere direnen, darbelere göğsünü geren, hakkını yedirmeyen, hukukunu çiğnetmeyen, milli duruşunu incittirmeyen, onca sataşmaya, onca tuzağa, onca kara kampanyaya rağmen sağlam duruşunu bozmayan bir Türkiye gerçeği hamd olsun serpilmiş ve sivrilmiştir.

 

Kıbrıs Türklüğünü dünyaya anlatan, tanınması için geceyi gündüze katan, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nın gözlemci üyesi olmasına ortam hazırlayan, Karabağ’ın azatlık mücadelesinde Azerbaycanla kol kola giren bir Türkiye hepimizin haklı gururu haline gelmiştir.

 

Maalesef ekonomide ayak oyunları hiç bitmemiştir. Küresel tefecilerin tertiplerinde bir azalma görülmemiştir. Türkiye’nin faiz, kur ve enflasyon sacayağında yıkımını düşleyenlerin, yönetilemeyen bir ülke olmasının hesabını yapanların, sokakları karıştırmak suretiyle demokrasi dışı arayışları teşvik edenlerin alçakça kurgularında bir gerileme yaşanmamış, bilakis bir artış gözlenmiştir.

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle alayına birden aşılmaz bir sur çekilmiş, bütün oyunlar bozulmuştur. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, 18 Kasım 2022 tarihinde, sosyal medya hesabından yaptığı İstanbul Borsası’nın itibarına gölge düşürme, manipülasyon yapma teşebbüsü tek kelimeyle ahlaksızlıktır.

 

Son bir yıldır rekor üstüne rekor kıran İstanbul Borsası Kılıçdaroğlu’nun uykularını kaçırmaktadır. Yatırımcılara Borsa’ya girmeyin çağrısı yapan Kılıçdaroğlu gavurun kılıcını sallayan, Türkiye’nin güvenirliğini ve imajını sakatlamaya çalışan milli güvenlik sorunudur. Türk şirketlerinin değerini düşürmek için tezvirat borsası işleten, buna karşılık İstanbul Borsası’nın yükselişinden dolayı çılgına dönen Kılıçdaroğlu’nun yolu namertlik yoludur.

 

Samsun’dan diyorum ki, bu Kılıçdaroğlu tasfiye memurudur, taşeron siyasetçidir; CHP, Aziz Atatürk’ün ilkeleri ve Türkiye tehdit altındadır. Bu zillet zihniyeti ne söylerse söylesin, hangi iftiradan medet umarsa umsun, bugün devlet çok daha güçlü, millet çok daha umutlu, gelecek çok daha aydınlıktır. Bilhassa terörle mücadelede çok önemli kazanımlar elde edilmiş, bölücü terör örgütünün ve diğer kanlı yedeklerinin beli kırılmıştır.

 

PKK/YPG terör örgütünün eylem kapasitesine darbe indirilmiştir. Güney sınırlarımız boyunca açılmak istenen terör koridoru askeri harekatlarla baltalanmıştır. Kahraman güvenlik güçlerimiz sınır ötesinde, yurt içinde hainleri araya araya bularak etkisiz hale getirmişledir. Ve bu müessir süreç devam etmektedir. Terörist nerede ise Türkiye artık orayı yıkıp geçmektedir. Tehdit nereden kaynaklanıyorsa açık hedef de orasıdır. Fakat terörizmi besleyip palazlandıran dost görünümlü şaibeli ülkeler, Türkiye’nin önünü kesmek, güvenliğimizi ve huzurumuzu sabote etmek için kiralık katil kullanmaktadır.

 

13 Kasım’da İstanbul Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yaşanan hunhar saldırı Türkiye düşmanlarının faal olduklarının şüpheye yer bırakmayacak en son kanıtıdır. Gerek İstiklal Caddesi’nde gerekse de terörle mücadele esnasında şehit düşen tüm vatan evlatlarına bir kez daha Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, tedavi altında bulunan kardeşlerimize şifalar diliyorum.

 

Dün gece yarısı başarıyla icra edilen Pençe-Kılıç Hava Harekatı’yla teröristlerin saklandıkları barınak, sığınak, mağara ve inleri isabetle vurulmuş ve hamd olsun kullanılamaz hale getirilmiştir. Hainler için hiçbir yer güvenli ve korunaklı değildir. Vakit hesap vaktidir. Vakit dökülen kanların hesabını damla damla sorma vaktidir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizi tüm gücümüzle destekliyor, gazaları ve mücadeleleri hayırlı olsun diyor, en alt rütbeden en üst rütbeye kadar hepsini birden tebrik ediyor, başarılar diliyorum.

 

Alemde şer bitmezse, Oğuz’da er tükenmez, asla da tükenmeyecektir. İstiklal Caddesi’nde bomba patlatan katil her şeyi bir bir açıklarken, hala CHP’sinden İP’ine kadar malum partilerin yöneticileri sözde somut delil peşindedir, kanlı saldırıyı örtbas etmenin amacındadır.

 

Terörist, “YPG’ye katıldım, ben teröristim” itirafını yaparken, zillet partileri ağız birliği etmişçesine “hayır kuşku var” diyerek suyu bulandırma yarışındadır. CHP’nin bir grup başkan vekili, “teröristin hangi örgüte mensup olduğu muamma” sözlerini ağzından kurşun gibi çıkarmıştır. İP’in bir Genel Başkan Yardımcısı da, “terörist taşıdığı pakette ne olduğunu bilmiyor olabilir” iddiasını küstahça ifade etmiştir. Zillet ittifakı, HDP’yi ürkütmemek, PKK/YPG’yi gücendirmemek, üstelik cinayetleri maskelemek için milletimize ve şehitlerimize adeta hakaret kuyruğuna girip zehir saçmayı siyaset zannedecek bir sefalete savrulmuştur.

 

Devletin değil terör örgütünün açıklamasına itibar edecek kadar alçalmışlardır. Teröriste terörist diyemeyen kim varsa bizim gözümüzde teröristin eylem ve fikir yoldaşıdır. Bu da şerefli ve onurlu bir tavır olamayacaktır. Katile katil diyemeyenlerin, mesela İstiklal Caddesi saldırısını iktidara teşmil etme gayreti içine girenlerin vatan ve millet sevgisi kalmamıştır.

 

Nedir bunlardan çektiğimiz? Bu zillete nereye kadar katlanmak durumundayız? Acılarımızı paylaşmak yerine nifak kusanların, devleti ve hükümeti töhmet altında bırakanların dili terör dilidir, propagandası terör propagandasıdır, bunların iki dünyada da yatacak ve sığınacak yerleri yoktur.

 

Milletimin her ferdini Cumhur İttifakı’nın ahlaklı mücadelesine davet ediyorum. Herkesi Türkiye ve Türk milleti ortak paydasında buluşmaya çağırıyorum. Bizim çağrımız, halkın, haklının ve hakkı yenmiş gariplerin çağrısıdır. Bizim çağrımız, Lider Ülke Türkiye’nin tarihten gelen çağrısıdır. Bizim çağrımız, 85 milyon Türk vatandaşımızın huzur çağrısıdır. Bizim çağrımız, 19 Mayıs 1919’da Milli Mücadele ateşi yakan kurucu kahramanların çağrısıdır. Bizim çağrımız, adil paylaşıma, adaletli bölüşüme, eşitlikle, kardeşçe, kişi hak ve hürriyetlerine saygıyla pekişmiş bir hayata çağrıdır. Bizim çağrımız, milli kararlılığın, milli doğruluşun, milli kucaklaşmanın gür çağrısıdır. Çağrımız sözdür, şerefimize emanet edilmiş manevi sözleşmedir. Bu millet, bu vatan, bu bayrak benim diyen her kardeşimle yolumuz birdir. Her insanımızı kardeş, her yöremizi aziz bilen Türkiye sevdalılarıyla amacımız ve arayışımız aynıdır.

 

Bizim için hiçbir siyasi hedef ve proje, Türkiye’nin egemen devlet vasfından, Türk milletinin var oluşundan, insanımızın huzur ve refah gayesinden daha önemli ve öncelikli değildir. Biz hainlere, eşkıyalara, canilere, sömürgecilere karşı helalin, şühedanın, gazilerimizin ve milletimizin yanındayız.

 

Biz ekonomik teröristlere karşı ekmeğimizin, emeğimizin, alın terimizin tarafındayız. Biz, tek devletin, tek milletin, tek bayrağın, tek vatanın tarafındayız. Biz bağımsız ve güçlü Türkiye’den, büyük Türk milletinden tarafız. İnancımıza göre feda edilecek, yok sayılacak, ihmaline göz yumulacak tek bir insanımız yoktur. Küresel komplolara karşı devletin safındayız.

 

2023   Lider Ülke Türkiye ülkümüz gerçekleşecektir, elbette olacak birlikte olacaktır. Ülkümüzle ülkemiz huzurlu ve refah dolu yarınlara kavuşacaktır, elbette olacak birlikte olacaktır. Kaderimiz birdir, kanımız birdir, kararımız birdir, kavlimiz birdir, biz kardeşiz, biz büyük bir medeniyetin mirasçılarıyız. Olacaksa birlikte olacaktır, başarıya da birlikte ulaşmak zorundayız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile siyasi ve ekonomik istikrar korunacaktır, elbette olacak birlikte olacaktır.

 

Aklın ve bilimin hakim, hukukun ve adaletin üstün olduğu bir iklim oluşturulacaktır, elbette olacak birlikte olacaktır. Hiç unutulmasın ki, Türkiye’nin üniter yapısına, Türkiye’nin milli devlet anlayışına, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne sonuna kadar sahip çıkacağız.”

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

küçükyalı escortkurtköy escortüsküdar escortmaltepe escortmahmutbey escortbebek escortbeşiktaş escortbeyazıt escortbeykent escortbeykoz escort